9786255688439
508017
https://www.kitap.nl/veda-mevsimi.htm
Veda Mevsimi
28.2
Ağustos ayında kürk mantolarını giyindi kadınlar…
Yeni bir hayata başlamak için!
1950'li yılların başı... Bir gecede bavullarını toplamak zorunda kalan insanlar, kök saldıkları topraklarla vedalaşarak Bulgaristan'dan Türkiye'ye doğru uzun bir yolculuğa çıkarlar.
Şafak sökene dek aynı istasyonda bekleyen bu yolcuların her biri, günün ilk ışıklarıyla farklı yönlere savrulacak, bilmedikleri bir hayata doğru yürümeye başlayacaktır. Kimi yoksullukla, kimi hasretle, kimi de geçmişin yüküyle sınanacaktır. Ancak Mustafa Bey gibiler, gittikleri yere yalnızca valizlerini değil, hırslarını da taşır; her devrin adamı, her devrin kazananı olmayı başarır. Servetini büyütür, ardında kırılmış hayatlar bırakarak yükselir.
Yıllar geçer; sömürülen insanlar, susturulan vicdanlar ve unutulduğu sanılan hikâyeler geçmişin karanlığında kaybolmuş gibi görünür. Ta ki bir gün, unuttuğunu sandığı herkes yeniden karşısına çıkana kadar… Ölüler ve yaşayanlar, dostlar ve düşmanlar, göçmenler, âşıklar, anneler ve çocuklar… Hepsi tek tek geri döner. Çünkü bazı hesaplar mahkemelerde değil, insanın kendi vicdanında görülür.
Bulgaristan'dan Türkiye'ye uzanan bir göç hikâyesi, kuşaklar boyunca taşınan sırlar, dostluklar, ihanetler ve geç de olsa gelen yüzleşmeler üzerine unutulmaz bir roman...
Yeni bir hayata başlamak için!
1950'li yılların başı... Bir gecede bavullarını toplamak zorunda kalan insanlar, kök saldıkları topraklarla vedalaşarak Bulgaristan'dan Türkiye'ye doğru uzun bir yolculuğa çıkarlar.
Şafak sökene dek aynı istasyonda bekleyen bu yolcuların her biri, günün ilk ışıklarıyla farklı yönlere savrulacak, bilmedikleri bir hayata doğru yürümeye başlayacaktır. Kimi yoksullukla, kimi hasretle, kimi de geçmişin yüküyle sınanacaktır. Ancak Mustafa Bey gibiler, gittikleri yere yalnızca valizlerini değil, hırslarını da taşır; her devrin adamı, her devrin kazananı olmayı başarır. Servetini büyütür, ardında kırılmış hayatlar bırakarak yükselir.
Yıllar geçer; sömürülen insanlar, susturulan vicdanlar ve unutulduğu sanılan hikâyeler geçmişin karanlığında kaybolmuş gibi görünür. Ta ki bir gün, unuttuğunu sandığı herkes yeniden karşısına çıkana kadar… Ölüler ve yaşayanlar, dostlar ve düşmanlar, göçmenler, âşıklar, anneler ve çocuklar… Hepsi tek tek geri döner. Çünkü bazı hesaplar mahkemelerde değil, insanın kendi vicdanında görülür.
Bulgaristan'dan Türkiye'ye uzanan bir göç hikâyesi, kuşaklar boyunca taşınan sırlar, dostluklar, ihanetler ve geç de olsa gelen yüzleşmeler üzerine unutulmaz bir roman...
Ağustos ayında kürk mantolarını giyindi kadınlar…
Yeni bir hayata başlamak için!
1950'li yılların başı... Bir gecede bavullarını toplamak zorunda kalan insanlar, kök saldıkları topraklarla vedalaşarak Bulgaristan'dan Türkiye'ye doğru uzun bir yolculuğa çıkarlar.
Şafak sökene dek aynı istasyonda bekleyen bu yolcuların her biri, günün ilk ışıklarıyla farklı yönlere savrulacak, bilmedikleri bir hayata doğru yürümeye başlayacaktır. Kimi yoksullukla, kimi hasretle, kimi de geçmişin yüküyle sınanacaktır. Ancak Mustafa Bey gibiler, gittikleri yere yalnızca valizlerini değil, hırslarını da taşır; her devrin adamı, her devrin kazananı olmayı başarır. Servetini büyütür, ardında kırılmış hayatlar bırakarak yükselir.
Yıllar geçer; sömürülen insanlar, susturulan vicdanlar ve unutulduğu sanılan hikâyeler geçmişin karanlığında kaybolmuş gibi görünür. Ta ki bir gün, unuttuğunu sandığı herkes yeniden karşısına çıkana kadar… Ölüler ve yaşayanlar, dostlar ve düşmanlar, göçmenler, âşıklar, anneler ve çocuklar… Hepsi tek tek geri döner. Çünkü bazı hesaplar mahkemelerde değil, insanın kendi vicdanında görülür.
Bulgaristan'dan Türkiye'ye uzanan bir göç hikâyesi, kuşaklar boyunca taşınan sırlar, dostluklar, ihanetler ve geç de olsa gelen yüzleşmeler üzerine unutulmaz bir roman...
Yeni bir hayata başlamak için!
1950'li yılların başı... Bir gecede bavullarını toplamak zorunda kalan insanlar, kök saldıkları topraklarla vedalaşarak Bulgaristan'dan Türkiye'ye doğru uzun bir yolculuğa çıkarlar.
Şafak sökene dek aynı istasyonda bekleyen bu yolcuların her biri, günün ilk ışıklarıyla farklı yönlere savrulacak, bilmedikleri bir hayata doğru yürümeye başlayacaktır. Kimi yoksullukla, kimi hasretle, kimi de geçmişin yüküyle sınanacaktır. Ancak Mustafa Bey gibiler, gittikleri yere yalnızca valizlerini değil, hırslarını da taşır; her devrin adamı, her devrin kazananı olmayı başarır. Servetini büyütür, ardında kırılmış hayatlar bırakarak yükselir.
Yıllar geçer; sömürülen insanlar, susturulan vicdanlar ve unutulduğu sanılan hikâyeler geçmişin karanlığında kaybolmuş gibi görünür. Ta ki bir gün, unuttuğunu sandığı herkes yeniden karşısına çıkana kadar… Ölüler ve yaşayanlar, dostlar ve düşmanlar, göçmenler, âşıklar, anneler ve çocuklar… Hepsi tek tek geri döner. Çünkü bazı hesaplar mahkemelerde değil, insanın kendi vicdanında görülür.
Bulgaristan'dan Türkiye'ye uzanan bir göç hikâyesi, kuşaklar boyunca taşınan sırlar, dostluklar, ihanetler ve geç de olsa gelen yüzleşmeler üzerine unutulmaz bir roman...
Hollanda & Belçika €59,- üstü kargo bedava
Almanya & Fransa €69,- üstü kargo bedava
Diğer Avrupa ülkeleri için bu sınır €99,-
Hollanda’nın ilk Türk Kitabevinden Avrupa’nın her ülkesine ✨
Aradığınız kitabı bulamadınız mı? WhatsApp hattımız üzerinden bize yazın, sizin için temin edelim ✨