9786256896352
505157
https://www.kitap.nl/nietzsche-banliyode.htm
Nietzsche Banliyöde
24.9
“Felsefe! Felsefeye ihtiyacımız var! Nietzsche gibi filozoflar olmalıyız biz de. Banliyönün filozofları! Wokingham filozofları! Thames Vadisi filozofları! Her şeyi ama her şeyi sorgulamalıyız. Hiçbir şeyi rahat bırakmamalıyız. Taşları yuvarlamalıyız; kendi taşlarımızı! Kendi bedenlerimizde yeniden doğmak için!”
Lars Iyer felsefeyi dünyayla, hayatla ve kendileriyle baş etmenin bir aracı olarak gören bir grup öğrenciyle Nietzsche'yi, kendine özgü romancılık üslubuyla banliyödeki sıradan bir lisede buluşturuyor. Bu romanda karakterler dönüşmüyor; düşünüyor, takılıyor, tekrar ediyor. Betimlemelerin yerini fikirler, sahnelerin yerini konuşmalar, anlatının yeriniyse sürekli geri dönen bir varoluş sorusu alıyor.
Iyer ironiyi felsefeyle, gündelik hayatı entelektüel gerilimle ustalıkla kaynaştırırken erken yaşta düşünmenin yarattığı o tuhaf sıkışmayı görünür kılıyor: fazla bilinç, fazla ironi, fazla farkındalık. Nietzsche'nin bir rehberden çok soruları çoğaltan, kesinlikleri dağıtan bir eşlikçi olarak rol aldığı bu roman, anlamın çöktüğü bir dünyada düşünmeye devam etmenin bir erdem değil, neredeyse kaçınılmaz bir talihsizlik olduğunu öne sürüyor. Teselli vaat etmeden, çözüm önermeden, okurunu rahatlatmadan ısrarla soruyor:
Anlamın kalmadığı bir dünyada düşünmeye neden ve nasıl devam edeceğiz?
Lars Iyer felsefeyi dünyayla, hayatla ve kendileriyle baş etmenin bir aracı olarak gören bir grup öğrenciyle Nietzsche'yi, kendine özgü romancılık üslubuyla banliyödeki sıradan bir lisede buluşturuyor. Bu romanda karakterler dönüşmüyor; düşünüyor, takılıyor, tekrar ediyor. Betimlemelerin yerini fikirler, sahnelerin yerini konuşmalar, anlatının yeriniyse sürekli geri dönen bir varoluş sorusu alıyor.
Iyer ironiyi felsefeyle, gündelik hayatı entelektüel gerilimle ustalıkla kaynaştırırken erken yaşta düşünmenin yarattığı o tuhaf sıkışmayı görünür kılıyor: fazla bilinç, fazla ironi, fazla farkındalık. Nietzsche'nin bir rehberden çok soruları çoğaltan, kesinlikleri dağıtan bir eşlikçi olarak rol aldığı bu roman, anlamın çöktüğü bir dünyada düşünmeye devam etmenin bir erdem değil, neredeyse kaçınılmaz bir talihsizlik olduğunu öne sürüyor. Teselli vaat etmeden, çözüm önermeden, okurunu rahatlatmadan ısrarla soruyor:
Anlamın kalmadığı bir dünyada düşünmeye neden ve nasıl devam edeceğiz?
“Felsefe! Felsefeye ihtiyacımız var! Nietzsche gibi filozoflar olmalıyız biz de. Banliyönün filozofları! Wokingham filozofları! Thames Vadisi filozofları! Her şeyi ama her şeyi sorgulamalıyız. Hiçbir şeyi rahat bırakmamalıyız. Taşları yuvarlamalıyız; kendi taşlarımızı! Kendi bedenlerimizde yeniden doğmak için!”
Lars Iyer felsefeyi dünyayla, hayatla ve kendileriyle baş etmenin bir aracı olarak gören bir grup öğrenciyle Nietzsche'yi, kendine özgü romancılık üslubuyla banliyödeki sıradan bir lisede buluşturuyor. Bu romanda karakterler dönüşmüyor; düşünüyor, takılıyor, tekrar ediyor. Betimlemelerin yerini fikirler, sahnelerin yerini konuşmalar, anlatının yeriniyse sürekli geri dönen bir varoluş sorusu alıyor.
Iyer ironiyi felsefeyle, gündelik hayatı entelektüel gerilimle ustalıkla kaynaştırırken erken yaşta düşünmenin yarattığı o tuhaf sıkışmayı görünür kılıyor: fazla bilinç, fazla ironi, fazla farkındalık. Nietzsche'nin bir rehberden çok soruları çoğaltan, kesinlikleri dağıtan bir eşlikçi olarak rol aldığı bu roman, anlamın çöktüğü bir dünyada düşünmeye devam etmenin bir erdem değil, neredeyse kaçınılmaz bir talihsizlik olduğunu öne sürüyor. Teselli vaat etmeden, çözüm önermeden, okurunu rahatlatmadan ısrarla soruyor:
Anlamın kalmadığı bir dünyada düşünmeye neden ve nasıl devam edeceğiz?
Lars Iyer felsefeyi dünyayla, hayatla ve kendileriyle baş etmenin bir aracı olarak gören bir grup öğrenciyle Nietzsche'yi, kendine özgü romancılık üslubuyla banliyödeki sıradan bir lisede buluşturuyor. Bu romanda karakterler dönüşmüyor; düşünüyor, takılıyor, tekrar ediyor. Betimlemelerin yerini fikirler, sahnelerin yerini konuşmalar, anlatının yeriniyse sürekli geri dönen bir varoluş sorusu alıyor.
Iyer ironiyi felsefeyle, gündelik hayatı entelektüel gerilimle ustalıkla kaynaştırırken erken yaşta düşünmenin yarattığı o tuhaf sıkışmayı görünür kılıyor: fazla bilinç, fazla ironi, fazla farkındalık. Nietzsche'nin bir rehberden çok soruları çoğaltan, kesinlikleri dağıtan bir eşlikçi olarak rol aldığı bu roman, anlamın çöktüğü bir dünyada düşünmeye devam etmenin bir erdem değil, neredeyse kaçınılmaz bir talihsizlik olduğunu öne sürüyor. Teselli vaat etmeden, çözüm önermeden, okurunu rahatlatmadan ısrarla soruyor:
Anlamın kalmadığı bir dünyada düşünmeye neden ve nasıl devam edeceğiz?
Hollanda & Belçika €59,- üstü kargo bedava
Almanya & Fransa €69,- üstü kargo bedava
Diğer Avrupa ülkeleri için bu sınır €99,-
Hollanda’nın ilk Türk Kitabevinden Avrupa’nın her ülkesine ✨
Aradığınız kitabı bulamadınız mı? WhatsApp hattımız üzerinden bize yazın, sizin için temin edelim ✨