Kartezyen Prens

Stok Kodu:
9789750539824
Sayfa Sayısı:
119
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026-01
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
2. Hamur
11,80
Temin süresi 6-9 iş günü
9789750539824
503224
Kartezyen Prens
Kartezyen Prens
11.8
"Nihayetinde kuşkulanmak, Descartes'ın icadı değildi; keza
öfkelenmek de. Ne var ki, ilkini sistematik hale getirmeyi
başardıysa da, ikincisinde başarısız olduğunu veyahut en azından
öfkesinin alazının otokratik yönetimlere uzanmadığını
söyle yebiliriz. Aklın ‘doğal ışığı'nı karanlığa bulayan bir savaş,
prenslerin adaleti sözlerinden ibaret hale getirmek istemesi ve
Birleşik Eyaletler'dekiler başta olmak üzere bizzat yaşadığı bin bir
musibet, ona öfkelenmesi –hiç olmazsa midesinin yanması– için
gereken asgari ‘fizyolojik' gerekçeleri sunsa da, öfkesinin menzili,
önünde oturup balmumunun eriyişini izlediği sobasından çıkan
küllerin döküldüğü sokağa kadar ulaşmamıştır.”
17. yüzyıl filozoflarından René Descartes'ı “Düşünüyorum,
öyleyse varım” sözüyle ve kendisi mucidi olmasa da felsefesinde
şüphenin önemli bir yer tutmasıyla biliyoruz. Peki onu kendi
düşünsel patikasında takip ederek siyaset felsefesi alanında nasıl
konumlandırabiliriz, dahası konumlandırabilir miyiz?
Utku Özmakas Kartezyen Prens: Descartes ve Siyaset kitabında
Ulus Baker'in Descartes'ta işitilemeyen bir tını, okunamayan bir
nota olabileceği “şüphesinden” el alarak öfkeli bir sesin peşine
düşüyor; açıkça duyulabilir bir ses olduğundan değil, ama şüphe
ettiğinden… Descartes felsefesinin önemli uğraklarını katediyor,
prenses Elizabeth'le mektuplaşmalarından adalet anlayışına,
ahlâk kavrayışına, “mimarlığına”, matematiğine kadar uzanıyor.
Okuru, Descartes'ın siyasal öğretisi ile epistemolojisi arasındaki
gerilime dair fevkalade öğretici bir tartışmaya davet ediyor.
"Nihayetinde kuşkulanmak, Descartes'ın icadı değildi; keza
öfkelenmek de. Ne var ki, ilkini sistematik hale getirmeyi
başardıysa da, ikincisinde başarısız olduğunu veyahut en azından
öfkesinin alazının otokratik yönetimlere uzanmadığını
söyle yebiliriz. Aklın ‘doğal ışığı'nı karanlığa bulayan bir savaş,
prenslerin adaleti sözlerinden ibaret hale getirmek istemesi ve
Birleşik Eyaletler'dekiler başta olmak üzere bizzat yaşadığı bin bir
musibet, ona öfkelenmesi –hiç olmazsa midesinin yanması– için
gereken asgari ‘fizyolojik' gerekçeleri sunsa da, öfkesinin menzili,
önünde oturup balmumunun eriyişini izlediği sobasından çıkan
küllerin döküldüğü sokağa kadar ulaşmamıştır.”
17. yüzyıl filozoflarından René Descartes'ı “Düşünüyorum,
öyleyse varım” sözüyle ve kendisi mucidi olmasa da felsefesinde
şüphenin önemli bir yer tutmasıyla biliyoruz. Peki onu kendi
düşünsel patikasında takip ederek siyaset felsefesi alanında nasıl
konumlandırabiliriz, dahası konumlandırabilir miyiz?
Utku Özmakas Kartezyen Prens: Descartes ve Siyaset kitabında
Ulus Baker'in Descartes'ta işitilemeyen bir tını, okunamayan bir
nota olabileceği “şüphesinden” el alarak öfkeli bir sesin peşine
düşüyor; açıkça duyulabilir bir ses olduğundan değil, ama şüphe
ettiğinden… Descartes felsefesinin önemli uğraklarını katediyor,
prenses Elizabeth'le mektuplaşmalarından adalet anlayışına,
ahlâk kavrayışına, “mimarlığına”, matematiğine kadar uzanıyor.
Okuru, Descartes'ın siyasal öğretisi ile epistemolojisi arasındaki
gerilime dair fevkalade öğretici bir tartışmaya davet ediyor.
Kapat
Trustpilot