Beni Öldüren Hikâyeler

Stok Kodu:
9786258627121
Boyut:
çokebatlı
Sayfa Sayısı:
64
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026-01
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
2. Hamur
10,80
Temin süresi 6-9 iş günü
9786258627121
510846
Beni Öldüren Hikâyeler
Beni Öldüren Hikâyeler
10.8

Bir insan kendi hayatını anlatmaya başladığında gerçekten neyi anlatır: hatırladıklarını mı, unuttuklarını mı, yoksa öldürdüklerini mi?

Beni Öldüren Hikâyeler, hatırlamanın ve anlatmanın sınırlarında dolaşan öykülerden oluşuyor. Babaların ve oğulların gölgesinde büyüyen suçlar, yarım kalmış hayatlar ve yeniden kurulmak istenen geçmişler bu metinlerde birbirine karışıyor. Anlatı burada yalnızca bir tanıklık değil, aynı zamanda kaçınılmaz bir hesaplaşmaya dönüşüyor. Bir klinik odasında gece yarısı tutulan dağınık notlar, bir cinayetin ardından başka bir isimle başlayan kırılgan bir hayat, savaşın içinden çıkıp karanlık bir denizde başka bir kıyıya ulaşmaya çalışan bir genç ve çocukluk evlerinin duvarlarından yıllar sonra bile susmayan fısıltılar...

Ozan Ömer Akgül, bu öykülerde belleğin puslu kıyılarında dolaşırken okuru şu soruyla baş başa bırakıyor: Bir hikâye gerçekten anlatıldığında mı
biter, yoksa tam o anda mı başlar?

"Yazınca gerçeklik değişti. İşte o gün anladım: yazdığın her şey birini öldürüyor. Ya seni ya başkasını."

Bir insan kendi hayatını anlatmaya başladığında gerçekten neyi anlatır: hatırladıklarını mı, unuttuklarını mı, yoksa öldürdüklerini mi?

Beni Öldüren Hikâyeler, hatırlamanın ve anlatmanın sınırlarında dolaşan öykülerden oluşuyor. Babaların ve oğulların gölgesinde büyüyen suçlar, yarım kalmış hayatlar ve yeniden kurulmak istenen geçmişler bu metinlerde birbirine karışıyor. Anlatı burada yalnızca bir tanıklık değil, aynı zamanda kaçınılmaz bir hesaplaşmaya dönüşüyor. Bir klinik odasında gece yarısı tutulan dağınık notlar, bir cinayetin ardından başka bir isimle başlayan kırılgan bir hayat, savaşın içinden çıkıp karanlık bir denizde başka bir kıyıya ulaşmaya çalışan bir genç ve çocukluk evlerinin duvarlarından yıllar sonra bile susmayan fısıltılar...

Ozan Ömer Akgül, bu öykülerde belleğin puslu kıyılarında dolaşırken okuru şu soruyla baş başa bırakıyor: Bir hikâye gerçekten anlatıldığında mı
biter, yoksa tam o anda mı başlar?

"Yazınca gerçeklik değişti. İşte o gün anladım: yazdığın her şey birini öldürüyor. Ya seni ya başkasını."
Kapat